AkdenizAntik Kentler

Pınara Antik Kenti

Pınara Antik Kenti Nerede Ve Nasıl Gidilir?

D400 karayolundan giderken Fethiye Kaş arasında tespit edilen ve Fethiye’den sonra 40. km mesafede olan Minare Köyü tarafında yer almakta. Minare Köyü‘nü atlattıktan 2,5 km sonra Pınara Antik Kenti’ne ulaşılıyor. Pınara Antik Kenti etrafında pekçok ona gibi şehir var. 26 km güneyinde Ksantos antika şehri 32 km doğuda Letoon Antik Kenti‘ne ulaşabilirsiniz. Daha çok tabiat ile iç içe olmak hedefiyle eğer 25 km doğuda tespit edilen Saklıkent Milli Parkı‘nda ruhunuzu dinlendirecek su sesleri ile huzurlu anlar yaşayabilirsiniz. Tlos Antik Kenti dahi Pınara’nın yakın etrafında yer almaktadır.

Pınara Antik Kenti

Pınara’nın adı Lykia diliyle yazılmış yazıtlarda Pinale olarak geçer. Antik Kentin  Ksantos’tan gelen kolonistler  kurmuşlardır.

Pınara’nın tarihi hakkında pek fazla bilgiye sahip değiliz. İÖ 333 yılında hiçbir direniş göstermeden İskender’in ordusuna kale kapılarını açtı.

Pınara, Lykia Birliğinin Metropolis olarak nitelendirilen 6 büyük kentinden biri idi. İskender’in ölümünden sonra, Hellenistik Dönem krallıkları arasında çekişme konusu oldu.

Pınara Antik Kenti
Pınara Antik Kenti

Pınara’yı Pergamon Kralı Attalos III’ün ölümü üzerine Roma egemenliğine girmiş olarak görüyoruz.

Pınara ve çevresinde İÖ I. Yy’da çeşitli karışıklıklar çıktı ve yörenin önemi azaldı. Fakat Roma egemenilğinde Pınara Antik Kenti, yeniden önem kazandı; bayındırlaştırıldı.

Pınara ve yöresi İS 141 ve 240 yıllarında büyük depremlerden etkilendi; yıkıntılaştı ve nüfusunu yitirdi. Hristiyanlığın GB Anadolu’da yayılma yıllarında bir piskoposluk merkezi yapıldı ve varlığını IX. Yy’a değin sürdürdü. Pınara’nın bir surla çevrili olan akropolisi kentin batısındaki kayalık üzerinde idi. Kentin ilk yerleşim alanı burası idi. Buraya çıkmak için kayalar yontularak eşikler, merdivenler yapıldı. Kentin kamusal ve özel yapıların çoğu akropolisin doğu eteğindeki terasta toplanmıştır. Burası kentin ikinci akropolisi gibidir. Bu alanın KD köşesinde Roma Dönemine ait bir tapınağın kalıntıları görülmektedir. Bunun da batısında, özel bir koruma duvarıyla çevrili ikinci bir tapınak ya da mezar yapısı vardır. Daha batıdan Odeion ve Agora yer almaktadır.

Nekropol Kentin güneyindedir; birçok lahitler vardır. İkinci akropolisin doğu eteğinde bir Roma hamamının kalıntıları vardır. Doğudaki başka bir kayalığın batı eteğinde İS II. Yy’da yapılmış ve günümüze oldukça iyi durumda gelebilmiş tiyatro dikkati çekmektedir.

Pınara Antik Kentin Kuruluşu Likya Uygarlığına tabi, Pınara Antik Kenti’nin kuruluşu bir rivayete göre Xanthos’un nüfusunun artması sonucu buradan ayrılan yaşlılardan bir grup Kragos Dağı’nın yüksek bir tepesine gitgide orada yeni bir şehir kurmuş ve ismini dahi yerleşim yerine uygun olarak yuvarlak anlamına gelen Pınara demişler. Kent kurulduktan sonra Likya Uygarlığında üç rey hakkına sahip olan önem arz eden şehirlerden birisi haline gelmiştir. Likya Birliği Meclisinde üç rey hakkına sahip sadece 6 şehir vardı. Bunlardan biri olma başarısı gösterene Pınara önemli bir şehirdi. Likya Birliği demokrasiyi ön planda tutan bir yönetim anlayışla bugünkü demokratik sisteminin temelini meydana getiriyor. Likya Yolunda ki yürüyüş rotası üzerinde tespit edilen Pınara’dahi yazıtlar yer alır. Orada tespit edilen bir yazıta göre, kentin MÖ 340 yılından itibaren 6 yıl boyunca Karya Kralı Piksodaros’a tabi olduğu düşünülüyor. Diğer antika kentler gibi burayı dahi ele geçiren Büyük İskender’den sonra basılan gümüş ve bronzdan birlik tipinde sikkeler MÖ 81 yılına kadar tarihleniyor. Büyük İskender’in ölümünden sonra, Bergama Krallığı şehri ele geçirir. Bergama‘nın Roma‘ya bağlanmasıyla birlikte dahi bir Roma yerleşimi ünvanını alan Pınara’nın diğer antika kentler gibi en parlak dönemini Romalılarla yaşadığı düşünülüyor. Pınara Antik Kenti Kalıntıları Likya uygarlığına Kenti İngiliz Arkeolog Charles Fellows keşfetmiştir. Charfes Fellows, keşfettiği antika kentlerde bulduğu tarihi eserleri gemiler aracılığı ile ülkesine götürür. Günümüzde götürülen bütün bu tarihi kalıntılar, İngiltere’dahi British Museum’dahi sergilenmektedir. Pınara’ya yaklaştıkça akropolün yamacında yüzlerce oyulmuş kaya mezarı var. Ulaşımın kolay bir şekilde sağlandığı akropolün diğer tarafı eğer tapınaklar ile pilyeli mezarlar var. Uzaktan evi yakın kaya mezarları Likya yaşamı ve mimarisi ile ilgili fikirler veriyor. Yukarı ve aşağı akropol olarak tanımlayabileceğimiz Pınara Antik kentte geçit vermeyen sarp tarafındaki akropolde sur duvarı ile desteklenen seyir terası bulunuyor. Aşağı akropolün alt kısmındaki var olan su kaynağı eğer kente hayat vermiş. Pınara’nın o sarp tarafındaki akropolüne, güney tarafından kayaya oyulmuş merdivenli patikadan çıkılıyor. Surlarla çevrili olan bu kısımda surlar ile Bizans çağı eserleri kalıntıları var. Pınara’nın resmi ve özel yapılarına dair pekçok kalıntıda burada toplanıyor. Bu iki akropolün yapılması amacı eğer yukarı akropolün yetersiz kalması ve ulaşıma destek sağlanabilmesi hedefiyle aşağı akropol yapılmıştır.

NOT: Resimler TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI SİTESİNDEN ALINMIŞTIR!

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu