Antik KentlerEge

Leleglerin Tarihi: Pedasa Antik Kenti

Sekiz Leleg kenti içinde ulaşılması en kolay olanı Pedasa Antik Kentidir. Bodrum’un Kuzeyine, yürüyerek yaklaşık bir buçuk saatlik mesafede olan bu antik kent, dar bir geçidin önündedir ve çam ağaçlarıyla kaplıdır.

Pedasa antik kentinin günümüzde bulunduğu yer Gökçeler olarak bilinmektedir. Antik adı ise, 2.5 km uzaklıkta batıdaki Bitez köyünde daha uzun ömürlü olmuştur.

Pedasa az da olsa kendine ait bir tarihe sahiptir. Hatta görünüşe göre VI. Ve V. Yüzyıllarda komşusu Halikarnassos’tan daha önemlidir.

Pedesa

Kendisi de Halikarnassoslu olan Herodotos, Pedasalılar’ın İÖ 546 yılında Sardes’i ele geçirdikten sonra, Karia üzerine yayılan Pers generali Harpaagos’a bir süre için direndiklerini ve Lide Dağı’nda bir istihkam kurarak, çok sorun yarattıklarını anlatır.

Tarihçi ayrıca, Pedasalıların başına kötü bir şey geleceği zaman, oradaki Athena rahibesinin sakalının çıktığını ve bu olayın üç kez tekrar ettiğini söyler. Daha sonra İÖ 499 yılından sonraki İon ayaklanması sırasında, diğer bir Pers ordusu da güneye Karialıları bastırmaya geldi.

Onları Labranda da bozguna uğratan Persler, daha sonra bir gece Pedasa yolunda tuzağa düştüler ve yok edildiler.

Anlaşılan Persler bu susuz ülkede çok uzun bir yürüyüşe kalmıştılar ve gece karanlığında kalmışlardı. Fakat Pedasalılarla özel olarak ilgilendiler ve İÖ 494 yılında Miletos’u ele geçirdikten sonra onları da güçlerini zayıflatmak amacıyla Miletos’un yukarısındaki tepelere taşıdılar.

Bu yeni yerleşim de Pedasa adını aldı. Delos Birliği’ne üye olan Pedasa, iki talent vergi ödüyordu. Bu miktar daha sonra bir talente düşürüldü.

Gökçeler’de ele geçen malzemeden anlaşıldığına göre şehir, Mausolos’un halkı Halikarnassos’a taşınmasından sonra tamamen terk edilmemiştir. Aksine kullanışlı bir ordugah olarak ellerinde tutmuşlardır.

Muhtemelen Pedasa’da Philipos V’in Karia seferi sırasında işgal edildiği ve 196 yılında garnizonlarını geri çekmek zorunda kaldığı yerlerden birisidir.

Gökçelerde oldukça fazla kalıntıya sahip olan Pedasa Leleg şehirlerinin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır.

Ana kalenin, düzensiz bir işçilikle inşa edilmiş yüksek duvarları, yaklaşık 155 metre uzunluğundadır. Yüksek olan doğu ucunda bir iç kale yer almaktadır. Bir rampa ve geçitle ulaşılan kalenin, bir köşesinde merdiven bulunmaktadır.

Pedesa Antik Kenti

Batı uçtaki ana girişi, 2,44 m genişliğindedir. Duvarların içindeki alanda, özellikle şehir duvarlarının iç yüzüne bitişik, çok sayıda yapının izleri görülmektedir. Kalenin güney ve doğu kısmının ilerisinde, kulelerle kuvvetlendirilmiş duvarlarla çevrili daha büyük bir dış alan bulunmaktadır.

Duvarların işçiliği kuru duvar şeklinde olmasına karşılık kuleler, çoğunlukla olduğu gibi, daha düzgün bir işçilik ile yapılmıştır.

Güney ve güneydoğudaki sırtlarda, dikkat çekecek kadar çok sayıda Leleg şehirlerinin karakteristik mezar tipi olan “kubbeli mezarlar” yer almaktadır.

Bunlar, bir geçitle girilen kemerli, yuvarlak planlı bir oda ve etrafında, üzerine gevşek taşlar yığılan yuvarlak planlı duvarlarla çevrili bir alandan oluşmuştur.

Bu mezarların en azından bazısı, içlerinde bulunan seramikler sayesinde İÖ 700 yılına ve hatta daha erkene tarihlenir. Tümülüslerin içinde en iyi korunanı, Gökçeler’in Kuzeydoğusunda ve Torla köyünün biraz batısındaki, Gebe Kilise diye bilinen yerde olanıdır.

Bu mezar, kuzey ve doğu duvarlarının yüksekliği 1 ila 2 m arasında değişen taş bir teras üzerindedir. Düzgün yontulmuş büyük taş dilimlerinden ve bazı yerlerde düzgün kesme taş bloklardan inşa edilmiştir. Çapı yaklaşık 13 m olan mezarın şekli, çok düzgün olmayan bir dairedir.

Ayakta kalan duvarın yüksekliği 1,75 ile 2,75 m arasındadır. Yapının tamamı, kubbe şeklinde sığ bir çatıyla örtülmüştür.

Mezara dar bir dromosla doğudan girilir ve buradan kusursuz bir taş işçiliğiyle yapılmış, yaklaşık üç metrekare büyüklüğündeki odaya geçilir.

Odanın tavanı neredeyse mezarın çatısına değecek kadar ince uzun bir piramit şeklindedir.

Bu durum bir parça Smyrna’daki Tantalos’un Mezarı olarak kabul edilen mezarı anımsatır. Dromos’un ucunda ve mezar odanın girişinde duvarda nişler vardır. Bunların mezarı büyük bir taşla kapatmak için yapılmış olduğu çok açıktır.

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu