Antik KentlerEge

LAODİKEİA ANTİK KENTİ

Laodikeia’nın kalıntıları, komşusu Hierapolis’le kıyaslandığında biraz sönük kalır. Yaz aylarında Pamukkale’ye giden kalabalık ziyaretçi akını içinde yüz kişiden birinin yolu Laodikeia’ya düşmez.

Bununla beraber, Laodikeia Antik Kenti merak uyandıramıyor değil; fakat Nymphaion’la sınırlı küçük bir kazı haricinde kalıntılara dokunulmamıştır.

Laodikeia’da Stratonikeia gibi, Helenistik bir kral tarafından kurulmuş ise de, hangi kral olduğu halen bilinmemektedir.

Bir rivayete göre, Suriye kralı Antiokhos I, rüyasında üç kadın görmüştür. Annesi, karısı ve kız kardeşi olduğunu anladığı bu kadınların her biri ondan Karia’da birer şehir kurmasını istemişlerdir. O da bunun üzerine üç şehir kurmuş ve bunlardan birisine kız kardeşinin ismi olan Laodike’nin adını vermiştir.

Diğer ikisi de Nysa ve Antiokheia’dır. Gelegelim başka yerde bu kız kardeşin varlığından bahsedilmez ve araştırmacıların çoğu buna alternatif olan diğer bir rivayetin doğruluğunu tercih ederler.

Buna göre, şehir Antiokhos II tarafından, karısı Laodikeia’nın onuruna kurulmuştur. Antiokhos II’nin bu işi, Zeus’un Apollon’un bir kehaneti vasıtasıyla gönderdiği emrine göre yaptığı söylenmektedir.

Bu durumda antik kentin kuruluşu, Antiokhos’un hükümdarlığının başladığı tarih olan İÖ 261’le karısı Laodikeia’dan boşandığı tarih olan İÖ 253 yılları arasında olmalıdır diye düşünmekteyiz.

Ayrıca, doğruluğu biraz şüpheli bir kaynakta, yerleşimin daha önceden ismi, ilk önce Diospolis sonra Rhoas olan bir köy tarafından işgal edildiği kaydedilmiştir.

Daha önceki isim olan “Zeus’un Şehri” ise, Laodikeia’nın baş tanrısı Zeus olduğundan dolayı, yerleşimdeki daha erken bir kutsal alanın anasına dayandırılabilir.

Şehrin yeri, çok iyi seçilmiştir. Maiandros vadisine, kıyıya ve güneydoğudaki Pisidia’ya giden ana yolların kesiştiği bu nokta, aynı zamanda çok sulak bir bölgedir; 1,6 km’den biraz daha fazla bir mesafeden, Maiandros’un büyük bir kolu olan Lykos, şehrin iki yanından ise, isimleri Asopos ve Kapros olan ve yıl boyunca sularını muhafaza eden iki dere geçmektedir.

Ayrıca buradaki, yakınlıklarından dolayı birbirlerini destekleyebilen üç şehrin, Hierapolis, Laodikeia ve Kolossai’nin özenilecek bir komşuluğu vardı.

Bununla beraber, bu bölgenin deprem kuşağında olması bir dezavantajdır ve bu sebeple sık sık felaketler meydana gelmiştir.

Laodikeia’nın kuruluşundan, İÖ I. Yüzyıla kadar geçen süre içinde çok önemli gelişmeler olmuştur. 188 yılındaki Apemea Barışı’nda bölgenin tamamı, Pergamon Krallığı’na bağışlanmış ve 129 yılında da Asya Eyaletine dahil olmuştur.

Birinci Mithridates Savaşı’nda Laodekia, krala karşı gelen birkaç şehir arasında yer aldığından dolayı kuşatılmıştır. Savunmayı, bir grup askerle birlikte oraya çekilmiş olan Romalı Komutan Quintus Oppius idare etmiştir ve çok ciddi hasarlar gören şehir sonunda kuşatmadan kurtulmuştur.

İÖ 59 yılında Cicero, Kilikya valisi olarak, hukuki işleri yürütmek için on haftalığına Laodikeia’ya gelmiştir; çünkü, o sırada şehir Kibyra Conventusu’nun başşehridir. On yıl sonra, Part ordusunun başında Labienus geldiğinde, şehirlerin çoğu sessizce ona boyun eğerek teslim olmuştu; fakat Laodikeiada Zeno adındaki sözü geçen bir vatandaş halkı karşı koymaya ikna etti.

Bunun sonucunun ne olduğu bilinmemektedir; fakat onun bu cesur hareketi kısa bir süre sonra Marcus Antonius tarafından ödüllendirilmiştir. Bu ödül, Zeno’nun oğlu Polemo’nun önce güneydeki geniş bir bölgenin krallığına daha sonra da Karadeniz kıyısındaki Pontus’un krallığına atanmasıdır.

Ayrıca diğer Laodikeialılara da büyük bir ayrıcalık olan Roma vatandaşlığı hakkı da verilmiştir. Bu gibi olaylarda, Yunan (ya da Anadolu) ve Roma isimlerinin uygun olmayan bir birleşimi şeklinde de olsa, iyilik eden kişinin adını kendi adına eklemek çok alışılagelmiş bir durumdur.

Örneğin Laodikeia’da bu olaydan sonra isimler, kendilerine verilen bu ayrıcalık hakkının nesiller boyu sürmesi için çoğunlukla Markus Antonius Zeno idi.

Aynı zamanda, şehirde göze çarpan bir Yahudi kolonisi olduğunu öğrenmek çok şaşırtıcı değildir. Onların tapınma özgürlükleri, şehirdeki yetkililer tarafından garanti edilmişti; fakat buna rağmen adaletsiz davranışlardan kurtulamamışlardı.

Buradaki Yahudiler her yıl toplanıp Kudüs’e bir miktar altın göndermeyi adet haline getirmişlerdi; İÖ 62 yılında Romalı vali bir veto yayınlayarak bunu yasakladı ve para hazineye aktarıldı.

İS 26 yılında Laodikeia da, İmparator Tiberius’a bir tapınak inşa edebilme hakkını kazanabilmek için yarışmaya giren şehirler arasındaydı; fakat olanakların yeterli olmadığı öne sürülerek yarışma dışı bırakılmıştır.

Yarışmanın sonunda bu izin Smyrna’ya verildi. Laodikeia için sözü edilen yetersizlik, sadece diğerlerine göre daha az olanaklara sahip olduğu anlamına geliyordu; en azından İS 60 yılında şehir bir deprem yüzünden yerle bir olunca, imparatorlardan yardım almaksızın şehri tekrar ayağa kaldırabilmişlerdi.

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu