AkdenizAntik Kentler

Kremna Antik Kenti

Pisidia Bölgesinin Antik Kenti Kremna Burdur’un 60 km uzaklıktadır. GD (Güney Doğusunda) ve Bucak İlçesi sınırları içindedir. Günümüzdeki adı Çamlıktır.

Kremna Antik Kenti
1000 m yüksekliği olan bir yaylada Kestros yani günümüzdeki adı ile Aksu çayı vadisine egemen bir tepede kurulmuştur. 250 m yüksekliğindeki bu tepenin konumu stratejik bakımdan çok elverişlidir..

Kremna’nın akropolisindeki resmi yapıların çoğu iki küçük vadi içinde toplanmıştır. İki vadinin birleştiği yerde forum, bir bazilika, doğudaki tepenin yamacında bir tiyatro yer almaktadır.


Kremna Antik Kenti’nde Akropoliste tapınaklar, kent merkezinin çevresinde; arazinin uygun yerlerinde konutlar yayılmıştır. Hristiyanlık dönemi kiliselerine yalnız Antik Kentin içinde değil; dışında da rastlanır.

Mezar anıtları kentin dışında, özellikle akropolisin Batısı ve Güneybatı yamaçlarında yayılmıştır. Dalgalı-engebeli arazi yapısı uygun olmamakla birlikte kent, ızgara planlıdır.

Kremna Antik Kenti
Kremna Antik Kenti

Kremna Antik Kentinin  İÖ (İsa’dan önce) 1. Yy.’dan önceki tarihi hakkında bilgilere sahip değiliz.

Antik Kentin  İÖ 39-25 arasında Makedonya kralı Amyntas’ın yönetiminde kaldığı bilinmektedir.

Onun ölümünden sonra Galatia eyaletine bağlı olan Antik Kent  İÖ 5’da Augustus tarafından Roma kolonisi durumuna getilridi: “ Colonia Luia Augusta Felix Cremna”. Hadrianus döneminde kendi adına sikke basan bir Antik Kent statüsü kazandı.

Ancak, bu dönemde pek de önemli bir ken olmadığı sanılmaktadır. İS 270-275 yıllarında Aurelianus’un saltanatının bu döneminde Kremna’nın kıtlıktan sıkıntı çektiği ve Kremna kentine İmparatorun yardım ettiği bilinmektedir.

Bu kısa canlılıktan sonra, Probus’un saltanatının ilk yıllarında Pamphylia’yı basan, talan eden Lydius ve İsaurialı haydutlar kenti ele geçirerek yağmaladılar ve Roma’ya karşı bir kale olarak kullandılar.

Bizans egemenliği yörede başladıktan sonra Kremna, önemli bir kent olma özelliğini yitirmiş ve nüfus yitirdiğinden yıkılmaya başlamıştı.

Bu dönemde kent ve çevresi Pamphylia eyaleti sınırları içine alındı. 787 yılında Nikaia’da II.Konsil’e temsilci gönderdi. Bütün bu çabalara karşın, kent Hristiyan ününe yeni bir şey katamadı ve değeri kalmadı.

Kremna Antik Kenti Burdur
Kremna Antik Kenti Burdur

Kremna’yı 1970’de Prof Dr Jale İnan yönetiminde bir arkeoloji ekibi kazdı. Kazılarda, içi heykellerle süslenmiş ve kitaplık olduğu sanılan bir yapı ortaya çıkarıldı. Athena, Herakles, Apollon, Asklepios, Leto, Aphrodite, Hygieia, Nemesis heykelleri ve sikkeler bulundu.

Kentin forumu, bazilikası, tiyatrosu, stoası, gymnasionu, sütunlu yolu, Athena Tapınağı, konutları, kaya mezarları, sarnıçları, kiliseleri yıkılmış veya yıkılmaya yakın durumdadır. Deprem gibi doğal afetler yanında, definecilerin aşırı ilgisi de bu yıkıntılaşmanın nedenleri arasında sayılabilir… Kent hakkında daha farklı bilgilere ulaşmak için BURAYA tıklamanız yeterli olacaktır.

Pek çoğumuz bu kentin adını duyduktan sonra “Kremna” sözcüğünün ne kavrama geldiğini merak ediyoruz. Yunanca’dahi “uçurum” manasına gelen Kremna’nın Türkçe’deki manası şayet Prof. Bilge Umar tarafından Tarihsel Adlar kitabında “doruk kenti” olarak anlatılmış.

Kentin topografik yapısının her iki manası dahi haklı çıkardığını söylememiz gerekiyor. Bölgeden geçen Aksu Çayı’nın vadisine hakim bir tepe üstünde tespit edilen kentin kuzey, güney ve şark yanları sarp uçurumdur.

Bu özelliği sebebiyle kente yalnızca batı tarafından ulaşmak olası olabilir. Kremna Antik Kenti Hakkında Bilgi Türklerin Anadolu’ya yerleştiği tarih olan 11’inci yüzyıla kadar bir Doğu Roma kenti olan Kremna, Roma devresine ilişkin mimariyi gözler önüne seriyor.

Deniz seviyesinden 1000 m yükseklikte tespit edilen bu antika kentin çevreyi 2 m eninde ve 7 m yüksekliğinde surlarla çevrilidir.

Döneminin en çağdaş kentlerinden biri olan Kremna, ızgara sistemli olarak kurulan şehirlerin en mühim örneklerindendir. Bu özelliği ile başka antika kentlerden ayrılan Kremna’dan günümüze Bazilika (mahkeme salonu),

Exsedra (kemerli yapı), kitabevi, Antik Tiyatro ve Nympheum (görkemli çeşme) ilkin olmak suretiyle pekçok artık kalmış. Muhteşem kalıntılara sahip olan bu şehirde yönetimsel yapıların fazlası iki ufak vadi içinde bulunmaktadır.

Vadi içinde, Bazilika, akropol (iç kale), Exsedra, forum ve kitabevi yer almakta. Kentin şark yamacında antik tiyatro,  tiyatronun derhal alt tarafında şayet Stoa adı verilen dükkanlar bulunmaktadır.

Batı tarafında şayet sütunlu cadde, Propilion (görkemli giriş kapısı) ve görkemli çeşme yer almakta. 1874 senesinde keşfedilen Kremna Antik Kenti’ndeki bilimsel kazılar 1970-1973 yılları arasında Prof. Jale İnan’ın çalışmalarıyla yapılmış.

Bu çalışmalar esnasında kitabevi binası, Roma döneminden artan yazılı kaideler, Bizans devresine ilişkin olan ve yapı tabanında tespit edilen mozaikler ile 9 tane mermer heykel çıkarılmış. Bu heykeller Askepios, Büyük ve Küçük Athena, Apollon, Leto, Herakles, Hygeia ve Nemesis giyimli bayan heykelleridir.

Kremna Antik Kenti’nden çıkarılan 9 mermer heykeli ve sikkeleri bugün Burdur Müzesi’nde görmeniz olası. Yalnız bütün heykellerin başlarının kırık olduğunu söylememiz gerekiyor.

Kremna Antik Kenti’nde uygulanan çalışmalar 2013 senesinde “Kremna ve Çevresi Yüzey Araştırması” adını almış ve Mehmet Akif Ersoy Üniversitesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Hüseyin Metin tarafından yürütülmeye başlanmış.

Psidyalılar tarafından kurulan Kremna’dahi yaşan ilk halkın Solymos olduğu biliniyor. 6’ıncı yüzyılda Lidyalılar’ın hakimiyetine giren kent, MÖ. 546 senesinde Persler’in, MÖ. 330 senesinde şayet Büyük İskender’in egemenliği altına girmiş.

Büyük İskender’in ölümünden sonra şayet kent sırayla; Antigonus, Selefkoslar, Bergama Krallığı egemenliğine geçmiş. 25 senesinde Roma yönetimine geçen Kremna, MS. 395 senesine kadar Roma koloni kenti olarak kalmış.

Roma İmparatorluğu’nun Doğu ve Batı olmak suretiyle ikiye bölünmesinden sonra kent, Doğu Roma yani Bizans himayesinde kalmış. 11’inci yüzyılda şayet Kremna biz Türklerin kenti olmuş.

Tarih boyunca en önemli kentlerden biri olan Kremna’nın en parlayan dönemini MS. 2’inci yüzyılda Roma döneminde yaşadığı biliniyor. Kentten günümüze artan kalıntıların şayet gene bu devreye ilişkin olduğu ifade ediliyor.

Kentte devir devir türlü incelemeler yapılsa dahi, en kapsamlı soruşturma Prof. Jale İnan tarafından yapılmış. Bu soruşturma esnasında İnan ve ekibi Kremna’nın yüzey yapılarını araştırmış, Q yapısı olarak geçen yapıyı kazmış, burada ele geçen heykelleri belirleyerek heykellerin koruma altına alınmasını sağlamış.

Şehirdeki bütün yazıtlar tespit edilip incelendikten sonra Prof. George Bean ile birlikte kapsamlı bir makale hazırlanmış, sonrasında 1985 senesinde İngiliz Araştırmacı Dr. Mitchell dahi şehirde uygulanan çalışmalara katılmış.

Tüm bu araştırmalardan varılan neticelere göre; kent vaktinde Cestrus olarak bilindik Aksu Vadisi’nin dağ kolunda yer almakta.

Şekil bakımından şayet üç köşeli, girintili ve çıkıntılıdır. 1000 m yükseklikteki bir yaylada kurulu olan Kremna’nın üç tarafı kayalıktır. Batı tarafı şayet üstünde bulunduğu dağ kolunun büyük dağ silsilesine bağlandığı yerdir.

Boğadıç Dağı’nın şark yüzündeki Kremna’nın batı sınırının Aksu Vadisi’ndeki nehir olduğu ön görü ediliyor. Üç tarafı sarp kayalık olmasından şehre giriş yalnızca batı tarafından sağlanabiliyor.

Antik dönemde inşa edilen surlar, kentin üç tarafının sarp kayalık olması ve batı tarafındaki sel yatağı Kremna’yı zaptı zor bir kent yapmış. Şehrin planına istikbal olursak; iki vadinin birleştiği yerde alan (forum), Bazilika (mahkeme salonu), Exedra (kemerli yapı) bulunmaktadır.

Bu yapıların doğusunda şayet antik tiyatro yer almakta. Forumun güneyinde şayet araştırmacıların anlamlandıramadığı, büyük dikdörtgen bir yapı bulunmaktadır. Bu yapı Q yapısı olarak adlandırılıyor.

Forumun kuzeyinde sarnıçlar, batısında şayet sütunlu cadde ile görkemli çeşme yer almakta. Anıtsal çeşme, kemerli yapı, alan ve sütunlu caddenin girişi arasında ufak bir alan daha bulunmaktadır.

Bu alandan sütunlu caddenin kuzey yerlerine çıkan merdivenler yer almakta. İç kalenin (akropol) yüksek tepelerinde, daha açıkçası toprak ve arazinin uygun olduğu yerlerde evler bulunmaktadır. Yine iç kalenin batı ve güneybatı yamaçlarında kabir anıtları vardır. Kentin dışında şayet kiliseler bulunmaktadır.

Dilerseniz şimdi, Kremna Antik Kenti’nin mimari yapılarını ve buluntularını azıcık daha ayrıntılı inceleyelim. Meydan biçiminde bir alanı içine alan Q yapısının ne yazık ki epey az alanı günümüze ulaşmayı başarmış.

Bu yapının ilk vakitler hamam, ileri dönemlerde şayet kitabevi olarak kullanıldığı ön görü ediliyor. Uzun koordinat ve nişlerle desteklenen bu yapıya, önündeki yolun seviyesi yüksekte olduğu amacıyla üç basamaklı merdivenle giriliyor.

Düzenli büyük bloklarla örülen güney duvarının şayet bugün yalnızca iki blok sırası ayakta kalmış. Q yapısı içinde bugün Burdur Müzesi’nde sergilenmekte olan 9 heykel ve 15 tane kitabeli parça bulunmuş.

235 m uzunluğunda olan bu yol, merkezi batı kısmına bağlıyor. Muhteşem bir görüntüye sahip olan bu yolun sütun gövdelerinde granit taşı kullanılmış. Yolun iki tarafında, sütunların arasında iki sıra durumunda dükkanlar bulunmaktadır.

Bu duvarların MS. 270 senesinde zamanın imparatoru Probus zamanındaki bir kuşatma esnasında yapıldığı ön görü ediliyor. Duvarın bir kısmının üstünde pekçok kule bulunmaktadır. İç kalenin yüksek kısımlarındaki evlerin bazılarının peristil avluları ve tek tek odaları vardır.

İlk binaların 2’inci yüzyılda yapıldığı ön görü edilse dahi, bu evlerin büyük bölümünün 6’ıncı ve 7’nci yüzyıllarda onarımdan geçtiği biliniyor. Pi şeklindeki Dorik Agora, Kremna Antik Kenti’nin en iyi korunan yapıtı olarak karşımıza geliyor.

Dor başlıklı sütunlarla bezenmiş olan bu bölümün güney alanı açıktır. Erken Roma yahut Geç Helenistik devir izleri taşıdığı olası bu yapıya imparatorluk döneminde türlü ekler yapıldığı, batı ve kuzey kısımlarının değiştirildiği biliniyor.

Dorik Agora’nın bulunduğu caddenin batı ucunun, Longus Forumu’nun çevresinde tespit edilen aşağı seviyelerindeki alanla olan ilişki notasına Propylon olarak isimlendiriliyor. Kremna Antik Kenti’ne Ağlasun’dan kadar minibüsle gidebilirsiniz.

Ağlasun Minibüs Kooperatifi’ne ilişkin olan bu minibüsler gün içinde 8.15, 10.30 ve 15.30 saatlerinde Ağlasun’dan hareket ediyor. Bu minibüsler ile Bucak’a ulaştıktan sonra, Çamlık Köye giden minibüslere binmeniz gerekiyor.

NOT: Resimler TÜRKİYE KÜLTÜR PORTALI WEB SİTESİNDEN ALINMIŞTIR.

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu