AkdenizAntik Kentler

Karia Antik Kenti Ve Dili

Küçük Asya’nın Güney Batısında tarihi coğrafya bölgesi olan Karia Antik Kentinin kuzeyinde İonia ile Lydia, Batı ve güneyinde Ege Denizi, Doğuda ise Lykia ile Phrygia’nın bir ölümü uzanıyordu.

Maiandros ırmağı ( Büyük Menderes) bölgenin kuzey sınırını oluşturuyordu.

Karia Antik Kenti, kıyıları derin körfezcikler ile ayrılan oldukça büyük burunlar dizisinden meydana gelir.

En önemli körfez, denizden 135 km içeriye girerek, kuzeyde Mydos’ta büyük bir dağ ile son bulan Knidos’a; güneyde Krios burnuna uzanan Kerameikos ya da İstanköy (Kos) Körfezidir.

Bunun kuzeyinde, eski çağlarda İasos Körfezi olarak tanınan derin bir koy ve bu koyun ötesinde, zamanında Miletos ve Priene arasında içerilere değin uzanan daha derin bir körfezcik yer alırdı.

Kiros Burnunun güneyi, Doris Körfezi diye bilinen bir körfez ile birçok küçük körfezcik ve kayalık Kynossema burnu (yeni adı Alupo) burnu ile sınırlandırıldı. Bu burun ile Lykia sınırları arasında, Marmaris koyu yer alır.

Bütün Karia bölgesi dağlıktır. Fakat, Maiandros vadisinde pek verimli, bitek topraklar vardır. Bu vadinin arımsal değeri yüksektir.

Tarımsal verimlilik için iklim de elverişlidir; vejetasyon dönemi hemen hemen yıl boyunca, en az 300-310 gün sürer. Zeytin, incir bölgenin karakteristik ürünleriydi.

Karia zeytinyağları İÖ IV. Yy’da Atina’da tanıyor ve yeğleniyordu. Miletos limanından Mısır’a gönderilen zeytinyağı da Maiandros vadisindeki Karya Bölgesine Kentlerinden geliyordu.

Buna karşılık, dağlık kesimlerdeki ekilebilir arazi son derece sınırlıydı. Örneğin İassos halkı geçimini yalnızca balık avlayarak sağlayabiliyordu.

Halikarnassos’un toprakları kısmen verimli olsa da geniş değildi; bu yöne de şaraplarıyla haklı bir ün sağlamıştı.

Bölgenin dışsatımı yapılan bir başka ürünü olan bal, İÖ III. Yy’da Mısır’a değin satılıyordu.

Karia Antik Kenti | antikkentleri.com
Karia Antik Kenti

Gerçekte Toros sıradağlarının bir parçası olan Kadmos (Bozdağ) ve Salbakos Dağları (Baba Dağı) bölgenin en yüksek iki tepesini oluşturur.

Yüksek dağlarından, denizden yükseltisi 1000 m den fazla olan bir yaylaya geçilir. Kıyı boyunca kardan sadece dar boğazlarla ayrılan birçok ada uzanır. Adaların en ünlüleri Rodos ve İstanköydür (Kos).

Karia Antik Kenti geç Kalkolitik Çağdan beri yerleşilen bir bölge olmuştur. İklim yaşamağa, topraklar tarım yapmağa, dağlardaki otlaklar hayvan yetiştirmeğe, ormanlar  ve kayalar ev yapmaya elverişlidir.

Karia Antik Kenti olarak bilinen ülke, Gerçek Karialılar ve onlara göre daha ilkel Karia ile Lykia arasındaki bölgede yerleşmiş olan Kaunios’lar tarafından paylaşılmıştı.

Kaunioslar, Karialılar ile aynı dili konuşmakla birlikte aynı soydan gelmiyorlardı. Bundan dolayı Lydialı ve Karialıların Milassa’daki Zeus tapınağına giremiyorlardı. Herodotos ve diğer Grek (Yunan) yazarlar,

Kauniosların, Karialılar ve Grek istilacılar tarafından, Ege adalarından sürülen ve çok eski geçmişleri bulunan bir kavim olduğunu yazmışlardır.

Tukidides, Delos adasındaki mezarlar açıldığı zaman Karia Antik Kentine  ait silahlar bulunduğunu ve ölü gömme şekillerinin Anadolu’dakinin aynı olduğu açıklanmıştır.

Daha sonra, İÖ (İsa’dan önce) XV. Yy sonlarına doğru Karia bölgesine Akhaların gelip yerleştikleri bilinmektedir.

Müsgebi Nekropolisinde, Dirmil’de Asarlık’ta ve Çölekçi’de ortaya çıkarılan Geç Mykenai çanak çömleği Akha yerleşmelerinin varlığına kesinlik kazandırmıştır.

Bölgede Dor’ların kolonileştirme hareketleri daha sonra İÖ 900’e doğru başlamış ve Kos, Rodos adalarının yanı sıra GB Anadolu kıyılarında Halikarnassos, Knidos gibi önemli antik kentler kurulmuştur. Ancak bu arada yörenin yerel halkı dilleri ve kendilerine özgü kültleriyle varlığını sürdürmüştür.


Arkeoloji araştırmalarında, çoğunluğu Mısır’da olmak üzere, önemli sayıda, Karia yazıtları bulundu. 

Bu yazıtlar ilk kez, Ebu Simbel’deki Lepsius tarafından doğru olarak çözümlendi. Lepsius, Karia dilinin, Hint-Avrupa dili olmayıp Asianik bir dil olduğunu belirledi.

Karia | Antikkentleri.com
Karia Antik Kenti Ve Dili

W.R Patton tarafından Asarlık ve F. Winter tarafından Hrias’ta yapılan kazılarda son Mykenai Çağı ve Geometrik çağa ait çanak çömlekler bulundu.

Karia”, Lydia krallığına bağlı idi ve halkı Lydia kralının hassa askerleri idi.Kıyıdaki Knidos ve Halikarnassos, Dorlar tarafından koloniler haline getirildi.

Halikarnassos’ta İÖ 360’da Artemisia tarafından kocasının adına yaptırılan Halikarnassos Mausoleionu C.T. Newton’un yürüttüğü kazılar sırasında(1857-1858) ortaya çıkarıldı ve Londra’daki Biritish Museum’a kaçırıldı.

Kindos’ta yapılan kazıda süslü bir mezar bulundu ve yakınında çıkarılan Kndios arslanı da British Museum’a götürüldü.

İÖ 545’de başlayan Pers İmparatorluğu döneminde Karia’da yerli kral aileleri hüküm sürdü. İon kentlerinin İÖ 499’da Perslere karşı başlattıkları başkaldırıya katıldılarsa da İÖ 387’de Pers egemenliğini yeniden kabul etmek zorunda kaldılar.

Karia’nın ilk satrabı Mylassalı Hysseldomos idi.
Onu, oğlu Hekatomnos ve torunu Mausolos izledi. Mausolos’un satraplığı döneminde Karia Hellenleşmeğe başladı.

Mausolos’tan sonra satraplığa kız kardeşi ve aynı zamanda karısı olan Artemisia geçti. Mousolos’un Dünyanın 7 Harikasından biri sayılan anıtmezarını da (Mausoleion) yaptırdı. Artemisia’nın kısa süre sonra ölmesi üzerine İdrieus satrap olarak atandı.

Karia | Antikkentleri.com
Karia


Son kral çıkarılan hanedan taçları Orontobates adlı bir Pers satrabı tarafından İskender’e armağan edilen, Piksodaros ailesi oldu.

İskender Halikarnassos’un şiddetli direnişine karşın Karia’nın yönetimini ele geçirdi ve İdrieus’un karısı ve kız kardeşi olan Ada’yı kraliçe olarak atadı…

Burada Karia prensliği, İskender adına yerli ailelerden bir Karia prensesi tarafından temsil ediliyordu. İskender’İn ölümünden sonra generaller arasında çekişme konusu olan büyük bir kargaşa içinde yaşadı.

Karia, kısa bir süre sonra Seleukos krallığı, daha sonra Pergamon krallığı içine katıldı. Ve İÖ 129’da Roma İmparatorluğunun Asya Eyaletinde yer aldı.

KARİA HALKI VE KARİA DİLİ

Karialıların adlarına Karia tarihinde ilk kez İÖ VII. Yy’da rastlanır. Karialıar, Lelegler ve Pelasgoslar gibi Ege’nin en eski halkı olarak bilinmektedir.

Karialılar ve Lelegler İÖ III. Binyılda Ege adalarını egemenlik altına aldılar. Peloponneesos’ta Epidauros ve Hermione Antik Kentlerini kurdular.

Bir Megara efsanesine göre Karialılar ve Lelegler Kar ve Leleg’in başkanlığında Megara’ya göç etmiş, bu kent halkına ve Leleg akropolisine Karia adını vermişlerdir.

Karialılar denizcilik ve korsanlıkta ünlüydüler. Fakat, Ege adalarındaki egemenliklerine İÖ II. Binyılda Girit Kralı Minos son verdi. Bir süre Minos egemenliğine yaşadıktan sonra Anadolu’ya göç ettiler.

Fakat, Lelegler daha önce bu kıyılara gelip yerleşmişti. Onları dağıttılar; kendileri yerleştiler.

Hormeros destanlarına göre Karialılar ve Lelegler Asyalıdır ve Troya kralı Priamos’un yanında savaşa katılmışlardır.

İÖ 1. Yy’dan beri kendi dillerinde yazmayı unutan Karialılar giderek Hellenleştiler ve İÖ I. Yy’da artık Karia adlı bir topluluk, ulus ortadan kalktı.

Grek (Yunan) tarihçesi Halikarnassoslu Herodotos Karialıların savaş araçlarında yaptıkları üç yeniliği anlatmışlardır.

Bunlar, o zamana değin boyna ve sol omuza deri bantlarla asılan kalkanlar yerine daha fazla hareket serbestliği sağlanmak üzere kol geçirilen kalkanların kullanılması, kalkanların dış yüzeylerinin resimlerle bezenmesi ve miğferlerin üzeri ne sorguç  takılmasıdır.

Hierapolis Karia | Antikkentleri.com
Hierapolis Karia

Karialılar, savaşçı karakterlerini daha sonrada yitirmediler. İÖ VII. Yy’da kral Psammatikhos I. zamanından başlayarak ücretli asker olarak Mısır krallarının en önemli askeri birliklerini meydana getilrdiler.

Mısır kralları, bunları yerli askerlerden ayrı birlikler halinde Nil deltasına ve Menfis’e yerleştirdiler. İÖ 525’de Mısır’ın Pers kralı Kambyses tarafından istilası sırasında Karialı askerlerin büyük yararlılık gösterdikleri bilinir.

Karia dili, yazıldığı zaman ve yerlere göre çeşitlilik gösteren, orijinal bir yazıyla kanıtlanmış taş ve kayalar üzerine kazıdıkları 100 kadar grafitto-yazıt aracılığıyla bilinir.

Belgelerin pek azı asıl Karia bölgesinden gelir. Bu ülkede ortaya çıkarılan yeni belgeler Hellenistik Döneme değininen yazıtların tanınmasına yol açtı.

İkinci Dünya Savaşından sonra, Karia’da bu dilde yazılmış kil tabletler ve üzerinde yazılar bulunan anıtlar ortaya çıkarıldı.

Sayı bakımından daha fazla, fakat metin bakımından kısa gelecek olan en eski yazıtlar Mısır’da yerleşmiş Karialılara aittir. En eski belge İÖ VII. Yy’dan kalmasıdır.
 

Karia yazısı yeterince çözümlenememiştir. Bu yazının Antik Çağ arkaik Grek harflerine benzeyen harflerle ve Kıbrıs hece harflerine benzeyen işaretlerden oluştuğu görülmektedir.

Karia dili tam olarak çözümlenememiştir. Eski yazarların ve Karia’daki Grek yazıtlarının aktarıldığı Karia dilindeki özel adların özgün görünümü, bu dilin Hint-Avrupa ailesinden olmadığı düşünülmektedir.

KARİA Kentleri

Karia Kentleri bir köyler ülkesiydi; bölgenin rüral görünümü ağır basıyordu. Burası, yaz kuraklığı ve kalker yapısı nedeniyle yazın su sıkıntısı çekilen bir bölgeydi.

Bu nedenle, yağmur sularının, eriyen kar sularının biriktirilmesi için sarnıçlar yapmak bir zorunluluk olarak ortaya çıktı. Bu nedenle, Menteşe yöresi olarak da tanınan bu alana coğrafyacılar “sarnıçlar diyarı” adını vermişlerdir.

Mylassa, Alinda (Karpuzlu), Alabanda (Araphisar), Keramos (Ören) Labranda, Maiandros vadisinde Nyssa (Sultanhisar), Tralles (Aydın), Afrodisias (Geyre) ve Hierapolis başlıca iç alan kentleri idi.

Batı kıyı şeridinde is İassos, Halikarnassos, Knidos ve Keramos nüfuzu daha çok olan, liman fonksiyonuna bağlıolarak gelişmiş, canlı kentlerdi ve birer alım satım odağı (Ticaret merkezi) olarak dikkati çekmekteydiler.

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Göz Atın
Kapalı
Başa dön tuşu