Antik KentlerEge

Euromos Antik Kenti Bafra

Milas’tan Bafa’ya doğru giderken yaklaşık 13 kilometre kadar sonra, yolun doğusun da bulunan Ayaklı mevkiindeki tapınağın hala ayakta olan on altı sütunu yolcuları etkilemektedir. Tapınak ilk başta Zeus Labraundos olduğunu düşündürse de sonradan olmadığı anlaşılmıştır.  Çünkü kalıntılar Euromos antik kentine ait olduğunu gösterir.

Euromos, erken dönemde Mylasa’dan sonra bölgenin en hatrı sayılır kenti idi. Ovanın kuzey kısmını kontrol ediyordu. Tarihçi Polybios bir keresinde “Euromos’un Şehirleri” demiştir.

Bundan anlaşılan Euromos’un bir zamanlar bölgenin bir kısmına adını vermiş olduğudur. Muhtemelen içine aldığı şehirlerde Olymos ve Kalkteor’dur.

Şehrin ismi, V. Yüzyılda Kyromos ya da Hyromos olarak telaffuz ediliyordu. Yunanca söyleyiş biçimi olan ve “güçlü” anlamına gelen Euromos muhtemelen Mausolos siyasetinin bir sonucu olarak şehrin Yunanlaştığı dönemde ortaya çıkmıştır.

Ancak garip olan bir şey vardır ki oda kentin adı İÖ V. Yüzyıl ile I. Yüzyıl arasında zaman zaman Europos şeklinde görülmüş olmasıdır.

İÖ 167 yılında Mylasa’nın Rhodos egemenliğine karşı başlattığı isyana Euromos taki komşuları da mecburen katıldı. Çünkü Mylasa tahminen yerel muhalefeti engellemek için, onları kendi himayesi altında toplamıştı. Mylasa’nın başarısı hep kısa ömürlü oldu. Fakat yüzyılın sonundan beri devam eden Sympolity antlaşması daha fazla önem kazandı.

Euromos
Euromos Antik Kenti

O sırada Euromoslularla Kuzeydeki komşuları Herakleialılar arasında bir anlaşmazlık oldu. Yazıtlar çıkan anlaşmazlığın nedenini Herakleialıların Euromosluların topraklarına saldırıp yağmaladıklarını anlatır.

Bunun üzerine zor durumda kalan Euromos halkı Mylas’a şikayette bulundu. Mylassa da derhal Herakleia’ya bir elçi göndererek Euromos’un mallarını geri almasını sağladı.

Euromos bunu tek başına halledemeyeceği için Mylasa’ya başvurmuştu. Çünkü bölgede sözü geçen ve elçi görevi gören şehir Mylasa idi. Bu durum sympolity’nin eşitsizliğine güzel bir kanıttır.

İki şehir arasındaki bu anlaşma uzun sürmedi ve tartışmalar başladı. Bir başka yazıt ise, bir keresinde Mylasalıların açıkça Euromosluların anlaşmayı bozarak borçları olan 50 talenti ödemediklerini öne sürdüğünden ve bunun üzerine Euromos’un kendini Roma’ya ve Rhodas’a yönelmeye zorunluğu hissettiğinden bahseder.

Euromos bağımsızlığını kazandıktan sonra gelişti ve zenginleşti. Kalıntıları günümüze kadar gelebilen büyük yapılara sahip oldular. Para basmaya İÖ II. Yüzyıldan İS II. Yüzyıla kadar devam ettiler.

Kalıntıları günümüze kadar gelebilen Zeus Lepsynos, Tapınağı Anadolu’daki en iyi korunan yarım düzüne tapınaktan biridir. Korinth düzenindeki bu tapınak İS II. Yüzyılda aittir.

Orijinalde kısa kenarlarda 6, uzun kenarlarda 11 sütuna sahiptir. Ancak bugün bunlardan sadece üçlü, beşli ve sekizli gruplar şeklinde, arşitravlarıyla beraber 16 tanesiyle ayaktadır. Güney kenardaki üçlü grup ve güney batı köşedeki sütun yivsizdir. Bunun sebebi tapınağın tamamen bitirilmemiş olmasıdır. Batı ve Kuzey kenarlardaki sütunların çoğunun üzerinde adak yazıtlarının bulunduğu paneller vardır. Bu yazıtlara göre, sütunların beş tanesini doktor ve aynı zamanda devlet adamı olan Menekrates ile kız kardeşi Tryphaena hediye etmiştir.

 

EuromosYedi tanesi de devlet adamı Leo Qintus’un hediyesidir. Güney kısımdaki kornişin bir kısmı, aslan başlı çörtenle beraber halen durmaktadır. 1969’da başlayan kazılarda, ön yüzü doğuya bakan tapınağın önünde altarın temelleri açığa çıkarılmış ve içindeki dağınık taşlar temizlenmeye başlanmıştır.

Böylece naiskos duvarlarını ve üzerinde kült heykelinin durduğu kaideyi görmek mümkün olmuştur. Tapınağın çevresinde yapılan kazılarda birbirini izleyen ve tapınakla ilgisi olan bir çok yapı ortaya çıkarılmıştır.

Bunlardan biri Geç Helenistik döneme ait büyük bir altardır. Kalıntıları arasında ele geçen çok sayıda mimari terracotta bu kutsal alanın, MÖ VI. Yüzyıla kadar erken bir tarihe ait olması gerektiğini gösterir.

Buluntular arasında en ilginci Zeus Lepsynos tapınağında ele geçen Helenistik ve Roma dönemine ait yüceltme amaçlı yazıttır. Yazıt bize tapınağın Zeus Lepsynos’a ait olduğundan başka bu tapınağın şehre hediye edilen ilk yapı olmadığını da söyler. Lepsynos sıfatı yenidir ve Osogos gibi oda Yunanlı değildir. Kazılar devam etmektedir.

Tapınak şehrin dışında ve kuzeyindedir. Tapınaktan yaklaşık 100 m uzaklıkta hafif eğimli bir arazide şehrin surlarına ait bir kule vardır. Yuvarlak planlı bu kule düzgün kesme taş işçiliğine güzel bir örnektir. Sur duvarları boyunca aralıklarla buna benzer kuleler olabilir.

 

 

Duvarların kalınlığı 2,44 metre ile 2,74 metre arasında değişir. Her iki yüzü de tuğla ve molozlarla doldurulmuştur. İşçiliğinden ötürü İsa’dan Önce 300’den önceye tarihlenir. Büyük bir alanı kaplayan sur duvarları buradan kuzeye doğru ilerleyip tepeyi geçer ve yola doğru iner. Sonra solundaki yola paralel olarak 640 m güneye gidip oradan doğuya döner ve tekrar tapınağın yanındaki kuleyle birleşir.

Ovanın biraz yukarısında tepenin yamacında büyük bir tiyatro vardır. Batıya bakan bu tiyatrodan günümüze çok az şey kalmıştır. En iyi korunmuş olan kuzey kısmında beş sıra oturma yeri görülmektedir. Beş altı yerde de sahne binasının temellerine rastlanır.

Agora, dört taraflı da bazı sütunları hala ayakta olan stoayla çevrili ve düz bir alandır. Ayrıca batıya doğru biraz ilerde bir stoa daha vardır. Sütunlarından birinin üzerinde uzun uzun ve okunması oldukça zor bir yazıt vardır. Burada Kallisthenes’in şehre mali yardım yaptığı ve şehrin lasos’la bir anlaşma yaptığı yazmaktadır.

Yola doğru hamam olduğu sanılan geç döneme ait şekilsiz bir yapı vardır. Son olarak tapınağa giden patika yolun yanında güzel yapılmış birkaç yeraltı mezar odası bulunmuştur. Bu mezarların çatıları Karia tarzında büyük ve kalın yassı taşlarla kapatılmıştır.

Bunlardan başka ne oldukları anlaşılmayan birkaç yapı kalıntısına daha rastlanmıştır.

 

 

ADS

İlgili Makaleler

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu